GAÜ’de KOAH farkındalığına yönelik afiş yarışması

Tarih: 23 Kasım 2018 Saat: 15:21

0
1259
KOAH’ın ve ilişkili risk faktörlerinin her yıl daha fazla kişi tarafından bilinirliğinin artırılması amacına hizmet etmek için, Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) Hemşirelik Yüksek Okulu bünyesinde afiş yarışması düzenlendi.

Yarışmada, Asena AKTAŞ isimli öğrenci birinci olurken, Hemşirelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hatice SÜTÇÜ’nün editör ve yazar olduğu Hemşirelik ve Sağlık Meslek Okulları İçin Fizyoloji kitabı taktim edildi.

GAÜ Hemşirelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hatice SÜTÇÜ, 21 Kasım Dünya KOAH  günü ile ilgili yaptığı açıklamada, günün; KOAH hastalığını tanıma  ve önemini kavrama günü olduğunu söyleyerek, bu gündeki etkinliklerle “KOAH” farkındalığını arttırmanın amaçlandığını ifade etti.

Prof. Dr. Sütcü, KOAH Hastalığı ile ilgili yaptığı açıklamada ise şunları söyledi;

KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI (KOAH)

“Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) zararlı gaz ve partiküllere karşı havayolları ve akciğerin artmış kronik inflamatuar (iltihabı) yanıtı ile ilişkili ve genellikle ilerleyici özellikteki kalıcı hava akımı kısıtlanması ile karakterize, yaygın, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır.

Dünya Sağlık Örgütü 2012 yılında, dünya genelinde 3 milyondan fazla kişinin KOAH nedeniyle öldüğünü ve tüm ölümlerin %6’sının nedeni olduğu, 40 yaş üstü bireylerde prevalansının %11,7 (8,4-15) olduğunu bildirmiştir. KOAH prevalansını arttıran en önemli risk faktörü sigara dumanıdır. Gelişmiş ve yüksek gelirli yaşlı nüfusa sahip ülkelerde prevelans artmakta olup, 2030 yılına kadar yılda 4,5 milyon insanın KOAH ve komplikasyonları nedeniyle öleceği tahmin edilmektedir (Global Initative for Chronic Obstructive Lung Disease/ GOLD Raporu, 2017).

KOAH İÇİN RİSK FAKTÖRLERİ

KOAH için en önemli risk faktörü sigara iç­mektir. KOAH orta ve daha büyük yaştaki kişileri etkiler.

  • Tütün dumanı: En önemli risk faktörü sigara içimidir, olgularının %80-90’ından sorumlu­dur. Pipo, nargile gibi diğer tütün ürünleri, marihuana ve pasif sigara içiciliği aynı şekilde riski arttırmaktadır.

  • Genler (En iyi belgelenen genetik risk faktörü alfa-1 antitripsinin eksikliğidir.)

  • Mesleki tozlar: Organik, inorganik tozlar, zehirli kimyasallar ve dumanlara maruziyet riski arttırır. Çiftçi, marangoz, tekstil, temizlik, boyama ve yemek sektöründe çalışanlar risk altındaki gruplardır.

  • İç ortam hava kirliliği: Odun, tezek, bitki kabukları, tahıl sapları gibi biyomasların, kömürün ev içinde açık ateş şeklinde yakılması ve soba kullanımı.

  • Dış ortam hava kirliliği: Özellikle nitrojen dioksit ve zararlı partiküllerin yer aldığı hava kirliliği akciğer fonksiyonlarını azaltmaktadır.

  • Cinsiyet: Erkeklerde daha fazla KOAH gelişmesinin yanı sıra, özellikle gelişmiş ülkelerde kadınlarda sigara içme davranışının değişmesine paralel olarak cinsiyet fark yaratmamaktadır. Ancak benzer miktarda sigara tüketiminde, kadınların erkeklerden daha ciddi düzeyde ve daha fazla küçük hava yolları hastalıkları yaşadıkları araştırmalarda gösterilmiştir.

  • Yaş: Yıllar içerisinde kümülatif olarak maruziyetin artmasının yanı sıra yaşlılıkta olan yapısal değişikliklerin de etkisi bulunmaktadır.

  • Solunum yolları enfeksiyonları: Özellikle yaşamın ilk yıllarında ve tekrarlı geçirilen enfeksiyonlar.

  • Sosyoekonomik durum: İç ve dış ortam hava kirliliği, kalabalık, kötü beslenme, enfeksiyonlar ve diğer ilişkili faktörler nedeniyle riski arttırdığı düşünülmektedir.

  • Beslenme: Taze sebze, meyve ve omega 3 antioksidan özellikleri nedeniyle akciğer fonksiyonlarını iyileştirmektedir. Bu besinlerin düşük alımının yanı sıra genel olarak kötü beslenme ve düşük kiloya sahip olma riski ve hastalığın seyrini olumsuz etkilemektedir.

  • Ek hastalıklar: Tüberküloz, astım ve havayolu hiperreaktivitesi.

  • Enfeksiyonlar: Çocukluk çağında geçirilen ciddi solunum yolu enfeksiyonları yetişkinlikte akciğer fonksiyonlarında bozulma ve semptomlara neden olmaktadır.

  • Akciğerin büyümesi ve gelişmesi (fetal sigara maruziyeti, prematüre ve düşük doğum ağırlığı, çocukluk çağında aktif ya da pasif tütün maruziyeti)

BELİRTİ VE BULGULAR

Hastalarda en fazla dispne/solunum güçlüğü, öksürük ve balgam çıkarma görülür. Dispne yıllar içinde giderek artar, önceleri eforla ortaya çıkarken, sonraları günlük yaşam aktivitelerini engelleyecek boyuta ulaşır. Dispneyle bağlantılı aktivite intoleransı, yorgunluk, uyku ve beslenme bozuklukları, kilo kaybı, depresyon görülür. Akut ataklar/alevlenmeler sırasında enfeksiyona bağlı olarak balgam miktarı artar, pürülan görünüm olabilir. Çoğunlukla hastalar kış aylarında sık solu­num yolu enfeksiyonu geçirir.

TANI

KOAH’nın tanı ve değerlendirmesinde spirometri (solunum fonksiyon testle­ri) gereklidir ve doğru şekilde yapılması son derece önemlidir. FEV1/FVC<%70 olması kalıcı hava akım kısıtlanması olduğunu gösterir ve hasta KOAH olarak değerlendirilir.

TEDAVİ

KOAH tedavisinde temel amaç; nefes darlığı ve diğer belirtilerin azaltılması, alevlenmelerin ön­lenmesi ve tedavisi, akciğer fonksiyonlarının en iyi düzeyde tutulup, hastanın yaşam kaybını azaltmaktır. Bu nedenle hastalığın ilerlememesi için en etkili girişim, en önemli risk faktörü olan si­garanın bıraktırılmasıdır. Hastanın, sigarayı azaltarak değil birden bırakması gerekir. Ayrıca diğer zararlı toz ve gazlardan, kirli havalı ortamlardan, solunum yolu enfeksiyonu olan bireylerden uzak durması, aşırı soğuk havalarda dışarı çıkmaması önerilir.

Tedavi, hastalığın alevlenme ve stabil döneminde hastanın gereksinimlerine göre belirlenir. İlaç tedavisinde nefes açıcı (bronkodilatör) ve kortikosteroid ilaçlar inhalasyon/solunum yoluyla kul­lanılmaktadır. KOAH hastalarına, enfluenza/grip (her yıl ekim-kasım aylarında) ve pnömokok aşısı uygulanabilir. Pnömokok aşısından önce Konjuge Pnömokok Aşısı sonra Polisakkarit Pnömokok Aşısı (bağışıklık  sistem bozukluğu olanlarda en az 8 hafta ara ile, 65 yaş üzeri olanlarda ise 1 yıl sonra) uygulanmalıdır.

KOAH hastalarının yaşamlarını, hastalıkları­na rağmen sürdürmeleri, egzersiz kapasitelerini korumaları çok önemlidir. Bu nedenle hastaların rehabilitasyon programlarına alınarak egzersiz kapasitelerini arttırmaları sağlanır. Bu amaçla, üst ekstremite egzersizleri, diyafragmatik ve büzük dudak solunum egzersizleri ve gereğinde sekresyonların atılması için postüral drenaj gibi yöntemler uygulanır. Ayrıca hastalar düşük karbonhidrat ve bol protein ağırlıklı, vitamin ve omega 3 içeren bir diyet almalıdır.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here