Kızılyürek: “Bu son girişimden sonra da başarısızlık olursa hiçbir şey eskisi gibi olmaz”

0
118

Girne Postası

Kıbrıs Postası TV’de canlı olarak yayınlanan ve Ulaş Barış’ın sunduğu Gündem programının konuğu Prof. Dr. Niyazi Kızılyürek, Kıbrıs Sorunu, Jane Hole Lute’un raporu ve yaşanacak süreç ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

“FEDERAL DEVLET TARİHİN BİR BUYRUĞU”

Kıbrıs’ın coğrafyasının ele alındığı takdirde bir uzaylının bile coğrafyaya en uygun devlet şeklinin Federal Devlet formül cevabını vereceğini söyleyen Kızılyürek, adanın kuzeyi ve güneyinde kesin bir başarı elde edilmediği için Federal devlet formülünü tarihin bir buyruğu olarak gördüğünü kaydetti.

“SON GİRİŞİMDEN SONRA BAŞARISIZLIK OLURSA HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK”

İki toplumda da milliyetçilik konusunda güçlü saplantılar olduğunu belirten Kızılyürek, “Buna rağmen Kıbrıs bir kez daha Federal bir devlete kavuşup kavuşmayacağı sürecinden geçiyor. Bu sefer önemli bir dönem gerçekten. Crans-Montana’da bir düş kırıklığı yaşandı. Başta BM Genel Sekreteri Guterres olmak üzere… İnsanların kafasında giderek Federal devlet kurulamayacağı yönünde düşünceleri arttı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs sorunuyla ilgili geçici olarak görevlendirdiği Jane Holl Lute’un raporu ve bu süreç çok önemli. Eğer bu son girişimden sonra da başarısızlık olursa artık hiçbir şey eskisi olmayacak” dedi.

“LUTE’UN YÜRÜTTÜĞÜ KAMPANYAYI DESTEKLEYEN BAŞKA GÜÇLER DE VAR”

Lute’un yürüttüğü kampanyayı destekleyen başka güçlerin olduğunu ileten Kızılyürek, “Lute, somut bazı sorulara somut yanıtlar arayan biridir. Toprak konusunda haritanın gözden geçirilmesini talep ediyor. Orada vereceğiniz yanıt dipnotluysa Lute tatmin olmayacaktır. Yunanistan- Türkiye ve İngiltere’den garantiler konusunda esneklik bekliyor” ifadelerini kullandı.

 “Almanya’nın artık daha aktif olmaya başladığını görüyoruz” diyen Kızılyürek, sözlerine şöyle devam etti:

“Merkel, Sayın Erdoğan’ı resmi davetle karşılamaya hazırlanıyor. Rum Dışişleri Bakanı da geçtiğimiz günlerde Berlin’deydi. BM Genel Sekreterinin son girişimi yalnızca BM  ile sınırlı kalmıyor tarafları teşvik edici unsurlar devreye giriyor. Yeniden bir kalkışma hazırlanıyor.”

“TÜRKİYE’NİN AB’YE YÖNÜK BEKLENTİLERİ VAR, AB DE TÜRKİYE’YE EL UZATIYOR”

Türkiye’nin AB ile tekrar diyaloğa girme konusuyla ilgili olarak Kızılyürek, “Türkiye’nin yalnızca ekonomik nedenlerden değil geçen yıllarda uyguladığı dış politikada ciddi kayıplar yaşadığını tespit etti. İsmet İnönü’nün de dediği gibi ‘büyük devletlerle yatağa girmek ayı ile yatağa girmeye benzer.’ Türkiye’nin Rusya ve ABD ile yaşadığı hayal kırıklığından sonra tekrar AB’ye dönük beklentileri olduğunu ve AB’nin de Türkiye’ye el uzattığını görüyoruz. Türkiye özel konumda bir ülke olacaktır. Türkiye’nin gümrük birliğini genişletmesi önemli bir gelişmedir. Ekonomik tardım beklentileri de var. AB tam bir cazibe merkezi olmasa bile Türkiye ile yaratıcı bir diyaloğa gireceği gözüküyor” şeklinde konuştu.

 “İSRAİL TÜRKİYE’Yİ ENERJİ POLİTİKALARININ DIŞINDA TUTMAYA ÇALIŞIYOR GİBİ GÖRÜLÜYOR”

Doğalgaz rezervleri konusunda denizlerde yaşanacak bir gerginliğin Türkiye’yi büyük şirketler ve arkasındaki devletlerle karşı karşıya getirebileceğini kaydeden Kızılyürek, “Önemli olan tarafların ortak yararına bakmaktır. Doğalgaz rezervlerini Türkiye üzerinden Avrupa’ya gitmesi ve kendisine ulaştırılmasıdır. Türkiye doğal gazı çok önemsiyor. Burada bir takım siyasi engellerle karşı karşıyayız. İsrail çok önemli bir aktör. İsrail geçmişte bu konuya sıcak baktığını biliyoruz. Ama bu geçmişteki çizgi aynı çizgi değil gibi… İsrail Türkiye’yi enerji politikalarının dışında tutmaya çalışıyor gibi görülüyor. Sayın Anastasiadis buna katılırsa Kıbrıs’ta bir uzlaşma zor… Doğu Akdeniz’deki rezervlerin Kıbrıs barışına hizmet etmesi önemlidir” dedi.

“GARANTÖRLÜK ANLAŞMASINI UNUTMAMAMIZ LAZIM”

Türkiye’nin Kıbrıs Sorunu çözümünde çok önemli bir faktör olduğunun bilindiğini dile getiren Kızılyürek, Kıbrıs Türk toplumunun seçtiği liderin iradesini es geçilmemesi gerektiğini belirtti. Bunun kadar önemli faktörün ise Türkiye’nin çözüme nasıl baktığı olduğunu söyleyen Kızılyürek, “Uluslararası hukuktan kaynaklanan bir faktör vardır. Garantörlük anlaşmasını unutmamamız lazım. Eğer garantiler konusunda oy birliği ile karar çıkmaz garantör sistemi değişmiyor. Akraba ulusların temsilcisi konuşmuyor orada garantörler konuşuyor. Onlar belli bir noktaya gelmezse çözümden bahsetmemiz mümkün olmayacaktır” sözlerini aktardı.

“TÜRKİYE KIBRIS’TA BİR ŞEY TALEP ETTİĞİ ZAMAN YUNANİSTAN BİR ŞEY VERMEK ZORUNDA KALIYOR”

İngiliz üsleri ve Türkiye’nin deniz üssü kurması gerektiği yönünde yapılan açıklamaları da irdeleyen Kızılyürek şu sözleri kaydetti:

“İngilizlere üs veren Türkiye, Yunanistan, Makarios ve Dr. Küçük’tür. Sanki de Rumlar tek başına bu üsleri vermiş gibi anlaşılmaz bir tutum vardır. Ayrıca adanın güneyinde son zamanlarda iddia edildiği üzere, ne Fransa’ya ne de başka bir ülkeye üs verilmemiştir. Son zamanlarda Türkiye’nin deniz üssü kurması gerektiği çok sık söylenmeye başladı.  Ama hayata geçme şansı olmadığımı biliyoruz. Türkiye Kıbrıs’ta bir şey talep ettiği zaman mutlaka Yunanistan’a bir şey vermek zorunda kalıyor. Bugün burada asker tutmaya kalkarsanız Yunanistan’ında asker bulundurmasına göz yummuş oluyorsunuz. Halbuki Türkiye’nin böyle bir şeye ihtiyacı yok. Jeopolitik üstünlük Türkiye’dedir çünkü.”

“FEDERASYON KAVRAMI BİLİNMİYOR”

Federasyon kavramının adanın her iki tarafında da tam olarak bilinmediğini söyleyen Kızılyürek, “Bu ülkeye bazen insan şaşarak bakabiliyor. 40-50 yıllık bir zaman dilimi içinde hala toplumların kafasında federasyonun ne olduğuna dair doğru düzgün bir bilgi oluşmadı. Ya Türkiye karşıtlığı ya Helenizm karşıtlığı olarak algılanıyor” sözlerini kaydetti.

“İKİ AYRI DEVLET OLMAZ”

Kızılyürek açıklamalarına şöyle devam etti:

“İlle de Federal devlet kurulacak diye bir buyruk yoktur. Ama bunun alternatiflerini hesaplarken iyi düşünmemiz lazım. Konfederal yapı iki ayrı egemen devletin yapacağı anlaşma ile olabilir. AB Kıbrıs gibi küçücük bir adadan iki devlet aldığı zaman Katolanya’ya ne diyecek?. Bunlar boş lakırdıdır. İki ayrı devlet olmaz.”

“YENİ NESLİN ÇOK FAZLA BARIŞ ARAYIŞI YOK”

“Genel olarak maalesef toplumların birbirlerini algılamaları pozitif değildir. Empati sorunu olduğu aşikar. Birbirlerini dertlerini çok fazla bilmiyorlar. Bu mesafeyi kapamak için kimsenin çaba sarf ettiğini görmüyoruz. Birbirinden kopuk iki farklı dünyada yaşayan bir durumla karşı karşıyayız. Genç nesil bambaşka bir kuşak. Yeni yetişen kuşaklar sembolik olarak de-facto bölünmüşlük içinde yetişen nesiller geliyor. Barış arayışları çok fazla yok. Genç siyasilere baktığınız zaman Kıbrıslı Rumlarla bir diyaloğa girmediğiniz görüyoruz.”

“MÜZAKERE SÜRECİNİN BAŞLAMASININ İMKANSIZ OLDUĞUNU SANMIYORUM”

“Sayın Guterres, Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk liderlerden beklentilerini çok net ortaya koydu. Kıbrıs Türk tarafından toprak, Rum tarafından dönüşümlü başkanlık konusunda bir adım bekleyecektir. Türkiye’nin garantör konusunda ne diyeceği çok önemlidir. Müzakere sürecinin başlamasının imkansız olduğunu sanmıyorum.”

“CTP İÇİNDE FEDERASYONU TÜRKİYE KARŞITLIĞI GİBİ GÖSTERMEYE ÇALIŞAN BİR GRUP VAR”

Son seçim döneminde, geçmiş seçimlerin aksine, Kıbrıs sorununun gündeme gelmediğinin anımsatılması üzerine, Kızılyürek, bu durumu kendisinin de gözlemlediğini söyledi. Kızılyürek, “Seçim döneminde Kıbrıs sorunu hiç konuşulmadı. Aslında CTP’nin parti tüzüğünde ‘aslolan Federal Kıbrıs’tır’ yazar. Ancak son dönemde Federal Kıbrıs istenci, parti içinde belirli gruplar tarafından Türkiye karşıtlığıymış gibi bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Bu çok yanlış bir durumdur. Parti tüzüğü açıktır, CTP’nin tarihsel, ta 1970’e dayanan tarihsel bir sorumluluğu vardır” ifadelerini kullandı.

İşte Kızılyürek’in açıklamaları

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here